2005 İtalya gezisi

Dar´ul Erkam Talebeleriyle yaptığımız İtalya gezisinden notlar  


Almanya 13.08.05

Yorucu ve heyecanlı hazırlıklardan sonra takriben 5000 kilometrelik uzun bir yolculuğu 9 günde gerçekleştirme planı ile 13.08.05 tarihinde Darul Erkam Ludwigshafenden velilerle vedalaşarak ayrıldık.

 001.jpg (37255 Byte)

Öğle namazını Freiburgta kılmak üzere hareket ettik. Nihayet  aradığımız islam merkezine varıp namazlarımızı eda ettik. Namaz esnasında tanıştığımız cemiyet  başkanı’nın ikram ettiği çay ve meşrubatları hem yudumladık hemde sıcak bir sohbet gerçekleştirdik.Cemiyetin bakkalından alışverişimizi yaparak yolumuza koyulduk.  


İsviçre 13.08.05

Almanya sınırında olan İsviçre’nin ticaret merkezi Basel şehrini araba ile gezdik. İstasyon önünde çekildiğimiz hatıra fotoğraflarıyla Basel gezisine son verdik. Kısa zamanda şahid olduğumuz bir kaç olayla Avrupa’nın korkunç gelişmişliği yanında insanlığın çöküşüne şahid olduk, Bir tarafta yatan  Penalarla ne yapacağına karar veremeyen gençlerin çığırtkanlığı bizi ürkütmüştü.

011 Basel.jpg (29509 Byte) 014 Basel istasyon.jpg (31997 Byte)  

İstasyon önündeki hatıra fotoğrafı ile yetinerek, İsviçrenin o meşhur Dağları ve tunellerinden Pisa´nın eğik kulesine ibretle bakmak için arabamıza binerek yolumuza devam ettik.  


İtalya 14.08.05

Pisa´ya vardığımızda gece yarısı olmuştu. Evvela eğik kulenin yerini tesbit ettik. Daha sonra sabahlayacak mekan bularak istirahata çekildik. Gece yol boyunca şahid olduğumuz olaylar Avrupa medeniyeti’nin ahseni takvim üzere yaratılan insanı ne hale getirdiğini sergiliyordu! 

Güneş ışıkları’nın cadde ve sokakları aydınlatmasıyla Afrikalı müslüman seyyar satıcılar yol kenarlarını önlerine açmış oldukları sergilerle doldurmuşlardı. 

Birkaç müslümanla selamlaşıp hatıra fotoğrafı çekildikten sonra eğik kuleye vardık. Bilindiği gibi Pisa’nın eğik kulesi  650 yıldır insanların nefesini ha çöktü ha çökecek diye kesmiştir!

  030 Pisa.jpg (21359 Byte) 042 Pisa.jpg (32253 Byte)

Asırlarca deniz kuvvetleriyle meşhur Pisa şehri günümüzde eğik kulesinden başka bir şeyi kalmamıştı! Bütün dünyadan akın eden turistlerde Pisa’ya ayrı bir renk katıyordu.” Aslında Kule, çok mükemmel yapıya sahip bir kilise’nin çanlarının çalacağı bir çan kulesidir. Fakat kule, inşaatta kullanılan ağır malzemeyi 3. katından sonra bulunduğu yer itibariyle taşıyamayıp hafiften eğilmiş ve inşaatına son verilmiş. Bir asırlık aradan sonra yeni bir mimarın kollarını sıvamasıyla 1350 tarihlerinde eğik olduğu halde son haline getirilmiş. İşte kulenin bu zamana kadar  devrilmemesi, mimarları şaşırtmakta ve matematikcileri de düşündürmektedir. 
Ayrıca turistleri merak ettiren bu kule, günde binlerce seyirciye selam durmaktadır. Üzerine çıkma’nın kişi başına ücreti 15 € olduğunu öğrenince gençlerle anlaşarak kuleye çıkmaktan vazgeçtik.  Buna karşılık birer dondurma almayı şart koştuk. Dondurmalarımızı hem yedik hemde  Pisa´dan sonra uğrak yerimiz olan Florenz´e doğru yola çıktık.  

065 Florenz meydanlarinda gezerken.jpg (39287 Byte)

Florenz´e vardığımızda  şehrin kitaplarda anlatıldığı gibi şirin bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktaydı,  Şehir merkezinde yaya yaptığımız gezi ve arabayla yaptığımız geniş çaplı şehir turundan sonra Romaya hareket ettik.

Bizi soğuk karşılamıştı Roma. Geniş yolları, köprüleri ve romalılar’ın bıraktığı eserler insanı korkutuyordu adeta. Bildiğimiz gibi Roma, Roma İmparatorluğu’nun kurulduğu merkezdir, bugünde İtalyaya başşehirlik etmektedir. Romaya girdiğimizde Karşılaştığımız ilk yer  Kloseum du. 

078 Roma Klosseum.jpg (38529 Byte)

İnsanların canavarlarla boğuşturularak halkın zevk duyduğu soğuk ve muhteşem yapı. Acaba burada kaç masum insan, canavarların pençesinde can vermiş, kaç masum kanı üzerinde kadeh tokuşturulmuştu! sayısını bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey, yaptıkları zulümlere şahidlik edecek eserleri dimdik ayakta durmaktaydı. İçini gezmeye ne gönlümüz ne paramız nede zamanımız müsade etmedi. Kleseum’un hemen karşısında  açık hava müzesi gibi kendini isbatlayan Roma’nın kurulduğu antik şehir vardı. 

082 Roma Eski sehir.jpg (38821 Byte) 095 Roma.jpg (63698 Byte)

Her tarafı heykellerle süslenen kalıntıları gezdikçe içimiz biraz daha daralıyordu. Ama her halukarda 2000 yıl önce tarihe imza atan bir medeniyetin kalıntıları ibretle seyredilmeye değerdi.  Uzun bir gezintinin ardından tekrar o soğuk çehreli Kloseumun korkunç duvarlarının yanından, arabamızı park ettiğimiz mekana geldik. Gezimizin ilk macerasıda bu park yerinde başladı. Arabayı park ederken içimizde tuhaf bir his olmuştu.’Biz gezerken acaba arabaya birşeyler olur mu? diye’. Korktuğumuz başımıza gelmiş, Romalı hırsızlar bize hayatımızda unutamıyacağımız bir an yaşatmışlardı. Arabadan cüzdan, gideceğimiz yerlerin haritaları’nın bulunduğu çanta, gençlerin el  çantaları kısaca ne var ne yok bulduklarını almışlardı. Bununla birlikte para ve Pasaportların hırsızın eline geçmemesine sevindik. Ayrıca arabamızı tüm götürmedikleride insaflılıklarındandı galiba!

Gençlerde nefret doruk noktadaydı. Sevmemişlerdi bu ruhsuz şehri. 

Bir an önce İtalyayı terketmekten başka düşündükleri şeyde yoktu zaten. Proğramın aksamadan devam edeceğini kesin bir dille söylemesem kimseyi ikna edemiyecektim!. Bu olaydan sonra ruhlarımızın aydınlanacağı Avrupanın en büyük camisi olan Roma Camiinin bulunduğu yere vardık. Vakit akşam ve yatsı arası olmasına rağmen  cami kapalıydı, Çok büyük bir alana yapılmış olan bu eser kalın duvar ve demir korumalıklarla muhafaza ediliyordu.  Arabasına binip gitmek üzere olan bir müslüman’ın Cami hocasının hastanede olduğunu, camininde o yüzden kapalı olduğunu öğrenince, içimizdeki sevinç aniden hüzne dönüşüverdi. Parmaklıklar arasından seyredebildiğimiz minareli kubbeli cami Avrupa’nın en muhteşem beton yığınından başka bir şey olarak görünmüyordu artık gözümüze!.

Polis merkezinde işlemlerimizi tamamladıktan sonra Romada  bizi durduracak herhangi bir sebep kalmamıştı,

057 Roma girisinde otoban parasi icin sirada bekliyoruz.jpg (14799 Byte) 

Nihayet Pompej şehrine gitmek için Napoliye hareket ettik. 

112 Napoli.jpg (39427 Byte) 117 Napoli.jpg (36724 Byte)

Sabah Napoliye gelmiştik   orasıda geniş duvarlı kale ve saraylarıyla tipik bir Roma şehrini andırıyordu. Biraz gezip hatıra fotoğrafları çekildikten sonra Pompeje gittik.  

122,07 Pompej.jpg (34154 Byte) 122,40 Pompej.jpg (36177 Byte) 122,39 Pompej.jpg (35893 Byte)

Pompej Romanın zengin ve rütbeli uluları’nın şehevi arzularını gidermek için  Lutiliğe kadar her türlü sapıklığın en doğal bir şekilde uygulandığı şehir,  Allah (C.C.)’nun Vezüv yanardağıyla helak edişine kadar varlığını sürdürdü. M.S. 79 yılından bu yana bu kavim arkada bıraktıklarıyla kıyamete kadar  ibret için insanlığa mesaj sunacaktı!  Bir anda insanların tamamı’nın, bulunduğu hal üzere ölmeleri, bu haldeki cesetlerinin taşlaşmış ve alçılar içinde teşhir edilmesi ibret alanlar için çok şeyler söylemekteydi. En güzel bir şekilde yaratılan insan’ın esfeli safilini tercih etmeleri Pompejde sergilenmekteydi. Tabiki inananlar bu olaydan ders alacaklardı!. Şehrin tepede kalan kısmı olduğu gibi durmaktaydı. Aşağılarda kalan kısmı ise  Vezüvden akan ve 7 metreye ulaşan bir lav tabakasıyla kaplamış sanki içindekileri günümüze ulaşması için konserve etmişti. Ama günümüz insanları, ibret alma bir yana; aynı mekana yakın bir yerde  Eşcinseller adası kurmuşlardı. 20. asır öncesine şahitlik eden yapıları, mimarlar için ibretle seyretmeye değerdi. 

122,42 Pompej.jpg (45617 Byte) 122,36 Pompej.jpg (41632 Byte)

Tarihe imza atan bu kavmin sağlam yapılar  içerisinde helak olmaları ise, insanoğlu’nun faniliğini, ancak Allah (C.C.) nun baki olduğunu hatırlatmaktaydı.  

İbretlerle dolu kalıntıların ardından Pompeje veda ederek, Romaya hem gidip göremediğimiz camiyi hemde       Papanın vatikanını görmek için tekrar yola çıktık. Tabi yolumuz ordan geçtiği için!. Romaya varıp  camiye yaklaştığımızda lambalar yine sönüktü.Demir parmaklıklar arasında seyrettiğimiz iri cüsseli caminin, ancak dışında  namaz kılmak  nasip oldu. Nitekim namazlarımızı eda ederek Papanın ülkesi vatikana doğru ilerlemeye başladık.

Petersplatz önlerine vardığımızde Papa’nın konuşma yaparken halkın meydanları doldurduğu yerleri bütün soğukluğuna rağmen gezdik. Mimari özellikleri ilgimizi çekmedi değil! Her halukarda Papa’nın devletinide gitmişken gördük vesselam. Her şeye rağmen Romanın dondurmalarınıda alıp şehri terkediyoruz.

 

Artık ruhumuzun huzur bulabileceği Bosna bize adım adım yaklaşmaktaydı. Bosnadan önce uğrayacağımız son şehir, filimlerde gördüğümüz Venedik şehri idi.

 

Venedik  İtalyada tarih boyunca deniz kuvvetleri noktasında hatırı sayılır bir şehirdir. Osmanlı’nın deniz donanmasını mağlup eden çanakkale boğazını uzun zaman muhasarada tutan bu şehir tarihte kendinden söz ettirmiştir. Şimdi ise Gondelleriyle aşık çiftleri gezdiren enteresan bir şehir. Bisikleti, motoru, arabası, olmayan tek şehir!. Bana bu şehri rüyamda gösterseler inanmazdım galiba! 

152 venedik.jpg (54634 Byte) 150 venedik.jpg (40885 Byte) 147 venedik.jpg (52136 Byte) 153 venedik.jpg (43737 Byte)

Kapıların suya açıldığı  taşımacılığın sadece küçük vapurlarla yapıldığı bir yer. Evler, binalar suya dikilmiş ağaçlar gibi. Bahcesi sudan  ibaret. Bu şehrin nasıl kurulduğunu aklımız almasada şehri dolanıyorduk!  Harplerde kazandıklarıyla yaptırdıkları  yapılar ve heykelcilikte varmış oldukları doruk nokta kendinden bahsettirecek derecedeydi. 

144 venedik.jpg (41457 Byte) 159 venedik.jpg (43002 Byte)

Bu şehirdede gezip gondellerini seyrettikten sonra deniz otobüsüne binerek arabamızı park ettiğimiz bölgeye geldik. Önümüze ilk gelen şehre gidip alışverişimizi yapıp Pizzalarımızı yiyerek italyayı terketmek üzre hareket ettik.  

161 venedik.jpg (42097 Byte)

Artık önümüzde bosnaya kadar engel olacak yolculuktan başka hiçbirşey kalmamıştı. Nihayet bütün gece arabamızı dinlendirmeden  bosnaya sürdük,  ................