Siz kaybolan bir
medeniyetin canlı şahidimi olmak istiyorsunuz?
Üçyüzbinlik
bir cemaati 1400 sütunlu bir camide toplayıp imamın okuduğu tilaveti
cemaatin hepsine aynı anda duyurma özelliğine sahip bir mihrabtan
bahsettilermi sizlere?
Müslümanların
Emirininin, şehri seyretmek için, atından inmeden çıktığı
minareye eşlik eden caminin, Avrupanın en büyük kilesesi olduğunu
tarih kitapları bahsediyormu ne dersin?
4000
sütun üzerine bina edilen Medinetuzzehera sarayından Avrupa krallarına
tac giyme müsadesi verildiğini yalan söyleyen tarih kitapları yazmışmı
acaba?
Yok
edilen bir medeniyet kalıntılarıyla belini doğrultan Avrupa!! vah
sana! vah inkar ettiğin aslına!
Hayatımda
iki şey aklımı çok kurcalıyor biri Şeyh Şamilin mücadelesini
seyredenler ikincisi Endülüsün tarihten silinişi! Evet tarih acı
vakıalarla dolu ama bu ikisi beni niçin bu kadar ilgilendirdi ve
etkiledi kendim dahi çözmüş değilim!
Endülüste
yaşadığım 2 ibretlik sahneyi sizlerle paylaşmak istiyorum
Endülüse
giderken planımızda her gittiğimiz şehirde turist bürosundan bilgi
alıp gezi ve kalacağımız yerleri ona göre ayarlamaktı. İlk
gezmeye niyet ettiğimiz şehirde Madridden sonra Gırnata idi, Orada El
Hamrayı gezdikten sonra elimizdeki haritadaki belirtilen camiye doğru
Arabamızla yol alıyorduk. Aniden karşımıza selam verebileceğimiz
bir müslüman çıktı, arabamızı durdurma imkanı olmadığı için
uzaktan selam vererek geçtik. Park bulup cami istikametine doğru
yöneldiğimizde aynı Müslümanla yine karşılaştık bu seferki
selamlaşmamız kucaklaşma şeklinde gerçekleşmişti. Yıllardan
sonra iki dostun buluşması gibi bizde ilk karşılaştığımız bu müslümana
camiyi sorduk! Kırık dökük anlaştığımız almancayla bizi camiye
götürdü birlikte namaz kıldık, Helalinden yiyebileceğimiz bir
lokanta varmı sorumuza önce yok dedi sonra benimki hariç diyerek bir
nükte yapmıştı! Buraya kadar belki hepimizde bunda ne var
diyebiliriz belkide ciddende bu nezaketi gösterebiliriz. Kardeşimiz
bunun üzerine akşam kalacağımız yeri sordu, bizde otel deyince hayır
bu akşam bendesiniz diyerek bizim otele gitmemize müsade etmedi! (evet
bundada şaşılacak şey yok değilmi?)
Bizde
o şekilde anlaştık ve yatma zamanı gelince bizden özür dileyerek
eve kendinin sabaha karşı geleceğini hanımının tatil için
suriyede olduğunu söyleyerek, bir arkadaşını bizimle göndererek
evin yolunu göstereceğini bildirip evde bütün ihtiyaçlarımızı hiç
çekinmeden yapabileceğimizi söyledi. Bizde bu iman kardeşimizin
davetini bu şekilde kabul ettik. Hakikatende bütün ihtiyaçlarımızı
hiç çekinmeden giderip güzel bir istirahat ettik. Allah kendisinden
razı olsun... (kıssadan hisse alanlara ne mutlu)
Not;
Bu kardeşimizle dostluğumuzu devam ettirmekteyiz.
Orgıvalı
bir müslüman kardeşimiz, kurtubada bir tarihi kağıt atölye müzesi
işleten Müslüman bir bacının bize yardımcı olabileceğini tavsiye
ederek adres ve isim yazdı. Bizde kurtubaya vardığımızda turist bürosu
kapalı olduğundan bu adresi bulabileceğimiz bir şehir haritası
bulamadık! Bununla birlikte umudumuzuda kesmiştik. Tek çare olarak
nasıl olsa buralarda müslümanlar yaşamıştır diyerek, şehir
merkezindeki eski mahalleyi gezmeye kardeşimle karar verdik. Mahallenin
dar ve karmaşık ara sokaklarında avareler gibi dolaşmaya başlayalı
takriben 5 dakika oldu olmadı arkamızdan Arap şivesiyle bir selam
geldi, dönüp baktığımızda Tesettür içerisinde (yaşlı) bir bacımızın
olduğunu farkettik. Karşılıklı yaklaştıktan sonra anlaşma imkanı
bulamadık fakat almanca bilen birini (işçisi imiş) çagırarak
bizimle başladı sohbete bir hayli konuştuktan sonra aklıma adres
geldi! umutsuzluk içerisinde bize adres bulmakta yardımcı olup
olamayacaklarını sordurdum. Oda memnuniyetle yardımcı olabileceğini
söyledi bunun üzerine elimdeki adresi kendisine uzattım. Kağıda
bakar bakmaz bir nazik tebessümle aradıgınız adres burası ve aradığınız
şahısta benim dedi!!! Biz başımıza gelen bu ikinci garip olaya
hayretler içinde hamd ettik! Sağolsun bize unutamıyacağımız
bir romantik yerde Pizza ziyafeti verdikten sonra bizi gecelleme imkanı
olan bir eski müslümanlara aid olan bir villa! ya götürdü her tarafı
romantik olan bu binadan çıkarken bize anahtarları teslim etti ve
bize söylediği son söz herhangi bir şeye ihtiyacınız olursa
yardımcı olmaya çalışırız ve istediğiniz kadar burda
kalabilirsiniz sadece giderken anahtarları benim dükkandaki posta
kutusuna atın!!!
Bizde
(kardeşim, Zübeyir ve Bilal) bir gecede olsa öyle bir yerde kalmanın
tadını çıkardık!
Hiç
bir maddi karşılık beklemeden yapılan bu yardım karşısında hamd
ettik ve bacımıza dua ettik. Rabbimiz bizleri gerçek iman edenlerden
eylesin.
Not;Sonradan
Öğrendiğimize göre O bacı meşhur fransız asıllı müslüman
_Roger Garaudy'nın hanımı imiş. 2. gittiğimimizde hastanede imiş,
3. gittiğimizde ne kadarda uğraştı isekte bize yıllar önce yaptığı
bu iyiliği hatırlıyamadı. (Keşke bizde yaptığımız iyilikleri
hemen unutuversek!)